Haber: Halil TEKİN Aysu Bankoğlu baskılar son raddededir” dedi
A+ A-
13 Haziran 2020 Cumartesi 19:09:40
52 kez okundu.
CHP Bartın Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Av. Aysu Bankoğlu, "Adalet Yürüyüşü’"nün 3. yıl dönümünde “Hukuk dışı, daha adaletsiz bir yönetimle baskılar son raddededir” dedi.

CHP Bartın Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu üyesi Av. Aysu Bankoğlu, 15 Temmuz 2016 tarihli FETÖ darbe girişimi ardından ilan edilen olağanüstü hâl ortamının, AKP hükümeti tarafından büyük bir fırsat olarak kullanıldığını söyledi. 

Bankoğlu, “Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, AKP hükümeti sayesinde devletin kılcal damarlarına kadar sızmış bir cemaat yapılanmasına bağlı hukuksuzluk ve adaletsizlik başta olmak üzere hakkaniyete aykırı pek çok durumun ayyuka çıkması üzerine bu hareketi gerçekleştirmiştir. 15 Haziran 2017’de başlayan, ülkemizde ve dünyada yankı bulan Adalet Yürüyüşü’ne, haksızlığa, adaletsizliğe ve hukuksuzluğa “Yeter Artık” diyen tüm yurttaşlar ve partiler katılmıştır. Farklı siyasi görüşlerden ve yaşlardan insanlar, Türkiye’deki adaletsizliğin, haksızlığın ve hukuksuzluğun normalleştirilemeyeceğini bu yürüyüş aracılığıyla söylemiştir. Bu yüzden, AKP iktidarı kendi gibi düşünmeyen herkesi FETÖ'cü, düşman ya da dış güçlerle iş birliği yapan vatan haini olarak karalamayı âdet edinmiştir. Aslında bu karalama dili, AKP’nin bölücü ve kutuplaştırıcı siyaset anlayışının vazgeçilmez parçasıdır. Zaten hak, hukuk ve adaleti ülkemizde ortadan kaldıran önemli unsurların başında; AKP’nin kendinden olmayan yurttaşları ötekileştirmesi gelmektedir. AKP'nin liyakati hiçe sayıp yandaşı, akrabayı ve şahsî fayda sağlamayı daima en ön sıraya koyması ülkeyi bu duruma getirmiştir.” açıklamasında bulundu.

Adalet Yürüyüşü’nün doğudan batıya, büyükten küçüğe herkesin içinde umudun tekrar yeşermesine neden olduğunu ifade eden CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, “İktidar, FETÖ ile mücadele ediyorum diye ortaya çıkıp "Kanun Hükmünde Kararnameler" ile akademisyenleri, gazetecileri ve milletvekillerini yani kendisine muhalif olanları tutuklamayı en önemli görevi gibi göstermiştir. “Ne istediler de vermedik”ten “kandırıldık” noktasına ışık hızıyla sıyrılan ve tüm suçu, kendiyle aynı görüşe sahip olmayanlara fatura eden bu baskıcı, karalayıcı anlayış ülkemizi nefessiz bırakmıştır. Siz; iç ve dış hukuka, uluslararası ilişkilere, ülkemiz onuruna aykırı davranacaksınız, tırlarla komşu ülkenizdeki ayrılıkçı gruplara gizlice silah göndereceksiniz, bu basın mensuplarınca öğrenilecek ve haber yapılacak. Halk doğruyu öğrendiği için gazeteci, milletvekili demeden herkes hapse atılacak. Bir AKP’linin mal varlığına, arsasına, bir yandaşın ihalesine ilişkin halkı bilgilendireceksiniz ama ardından haberinize yasak, gazeteci olarak size hapis ve çalıştığınız kuruma akıl dışı cezalar verilecek. Sonra da “adalet ve kalkınma”dan söz edeceksiniz. "Vefa artık bir semt adıdır" diyorlar ya “adalet ve kalkınma” kavramları, AKP’nin açılımıyla ilgisi olmayan sadece partinin baş harfleridir.” sözleriyle hükümeti eleştirdi.

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu öncülüğündeki Adalet Yürüyüşü’nün başlamasına neden olan sebepler arasında yer alan, CHP İstanbul Milletvekili ve gazeteci Enis Berberoğlu’nun, MİT tırlarında gönderilen silahların haber yapılmasına ilişkin bilgi ile belgeleri verdiği iddiasıyla yargılanarak ceza alması yatmaktadır.

Bankoğlu, yaptığı açıklamada, “MİT tırlarında Suriye’ye gönderilen mühimmatın ifşa olması ve Enis Berberoğlu’nun mahkumiyeti, hükümetin adalet sistemini nasıl felç ettiğinin son ve en büyük örneği olmuştu. Siz, Türkiye Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanlığı’nda korunan, öyle lafta ağızlarından düşürmedikleri “ülkenin bekâsına” hizmet eden en önemli bilgilerin olduğu "Kozmik Oda"yı sonuna kadar açıp "gerçekten sır olması gerekenleri" ifşa ediyorsunuz. Yolları beraber yürüdüğünüz bu insanlar, Türkiye’ye düşman kişi ve ülkelerle bu sırları paylaşacak, ordu kökünden sarsılacak, Ergenekon’dan Balyoz’a insanlar hastalıkla, intiharla, meçhul şekillerde ölecek ama “AKP adaleti; MİT tırlarına, Enis Berberoğlu’na, bugün ise Murat Ağırel'e, Barış Terkoğlu’na ve diğer tutuklu gazetecilere işleyecek, öyle mi? Hükümet, hukuksuzluk, adaletsizlik ve yasa tanımazlık konusunda kendi rekorlarını kırmaya devam ediyor. Ancak, siyaset anlayışınızı yasaklamak, karalamak, sindirmek, yok etmek, hapsetmek üzerinden ısrarla devam ettirir ve vicdanları bu kadar yaralarsanız, seçim sandığında karşılığını görürsünüz. 

Bugün, maalesef, dünya üzerinde görülmemiş bir yönetime sahibiz. Neden derseniz, 18 yıllık yönetiminde tek bir hata yapmamış; adeta sütten çıkma AK kaşık bir yönetim var. Ekonomide, terörle mücadelede, adalette, eğitimde, kültürde... Her şeyin ama her şeyin en iyisini bilen, farklı düşüncelere ve önerilere tamamen kapalı, hatasız kullardan oluşan bir yönetim. Mümkün müdür böyle bir şey? 

"Ol dedim oldu" kafası, saltanat zamanında bile, devlet adamlığından uzak bir davranış olarak algılanırdı. Bugün "Adalet Yürüyüşü"nün üzerinden geçen 3 yılda unutulmaması gereken şudur: Partisi ne olursa olsun tüm vicdanlı yurttaşlar, toprağın suya hasreti gibi "hak, hukuk, adalete" susamıştır. Bunu gidermek için biz de her yerde, her koşulda çalışmaya devam edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.