Haber: Halil TEKİN HIDIRELLEZDE BARTINLI GENÇ KIZLARIN GÖNLÜ BAYIKTIR. GÖZLERİ ŞEHLA BAKAR.
A+ A-
6 Mayıs 2018 Pazar 20:48:57
430 kez okundu.
Karadeniz’e bahar, nazlana nazlana gelir. Bir sevgiliye sunar gibi sunar kendisini. Bahar, Bartın’da, daha bir başkadır. Bahar, herkesin kucağına “pat” diye oturuvermez öyle. Gelince de “gıdım gıdım” gelir

Muzaffer Cellek:  MİLLİYET Medyası Yazarı

Karadeniz’e   bahar, nazlana nazlana gelir. Bir sevgiliye sunar gibi sunar kendisini. Bahar,  Bartın’da, daha bir  başkadır. Bahar, herkesin kucağına “pat” diye oturuvermez öyle. Gelince de “gıdım  gıdım” gelir

       Bahara hemen sahip çıkılmaz. Bahar  illaki gıdıklayacak bir yanlarından. Öylesi teslim olurlar  bahara.  Üstelik Bartın’lı;  hem  kadir bilir, hem de ağzının tadını. Ağzının tadını bilmesi de, cabası. Çiğ işlerde ne tarağı vardır, ne de bezi. Ne softa dinler, ne de kadı.

       Durun hele biyo. Daha bitmedi. İşte Bartınlı bu güzellikleri hissettiği için, hiç acelesi yoktur. Aralarında, “ al gülüm, ver gülüm’e” dönmez işler. Gönülden olur her şey. Bazı gönüllerin hınzırlıkları tutar. O apayrı bir konudur.

       Mayıs'ın ilk haftası ve ilk Pazar günü Hıdırellez olarak kutlanır. Anladığımız kadarıyla yazın başlangıcı. Bu tarihten itibaren tüm evlerde yaz mevsimine hazırlıklar başlar. İlk olarak da sobalar kaldırılır. Bartın deyimi ile "Hıdırellez gelmeyince sobalar kalkmaz".

       Bartın'da akla ilk gelen yer: ”Yirmibeşkuyu “ Mevkii'dir., 1970'li yıllara kadar Hıdırellez kutlanırdı. Artık orada yaşanan lar, fotoğraflarda kaldı..

                                                           & & &

       Bu mevsim, Bartınlı genç kızların içi " bayıktır." Gözleri "şehla görür". Bir dediğini, anında unutur. Kızlar, her mahallenin bahçelerinde, çiçekli dalların altında bir su dolu küpün başında halka olurlar.

       Önceden nesi var nesi yoksa, küpçü başına vermişlerdir. Bunlar küplere atılır. Sonra da tombala çeker gibi  o nesneleri göstere göstere küpten, tek tek çıkarırken, mani de okur. Kimse bilmez  kime söylendiğini. Ancak malın sahibi bilir. Maniler okundukça, allı morlu çehrelere bürünür o simalar. İki damla gözyaşı da akıverir sessizce.
 

       Bartın, Mayısın başından beri, en biçimli baharlıklarını giyinik bekler. Bir nişanlı bekler gibidir. Sevdiğine verdiği söz üzerine   kavuşmak içindir o köşe başında bekleyişler.

       Bu mevsim, sevda mevsimidir. Aşk mevsimidir. Gönül otlakları geniştir. Aşkın okları salıverilir deryaya. Onlar, aşk biçer, sevda biçer, geri döner. Gönüller, gönülden vurgundur. Ayıklar, bayıklar, gönül penceresinden bakarlar da bakarlar.”Belki sevdiceğimi görürüm” diyerekten. Bazen, o  “gönül penceresi”  kapalıdır.  Olur  a !  O zaman şansına küs !

       Fakat 50-60 yıldan beri devam eden Şu Mayıs’ın can damarı Hıdrellez, artık Bartın’da yok. Herkes kendi bahçesinde, mütevazı bir törenle bu Hıdrellezi kutluyor. Eski günlere gözü yaşlı bakıyor uzaklardan.
Bu gelenek 1970'li yılların başlarından itibaren maalesef terkedildi.  Çünkü Hıdırellez'in kutlandığı Yirmibeşkuyu Mevkii, tahminen 70'li yılların ikinci yarısında belediye tarafından molozlarla dolduruldu.

       Gelelim günümüze? Artık, pek çok gelenek göreneğimizde olduğu gibi Hıdırellez de tarihe karıştı. Kutlamalar, eski coşkusunda olmasa da halen piknik alanlarında düzenlenen eğlencelerle sürdürülmeye çalışılıyor. 

       Başkan Cemal Akın, hııdırellez proğramını, şehir merkezindeki ırmak kıyısında uyguladı. Şimdi de bu yıl aynı yerde olacak. Aradan tam 40 yıl geçtikten sonra. Pek çok etkinlikler de olacak. Çuval yarışından, kaşıklı yumurta yarışına, halk danslarına, konserlere animasyonlara kadar  halk eğlenecek. Parola  “ 7 den yetmişe herkes eğlenecek."


       “Karanfiliy gurusu / Rakınıy durusu / Seni başkalarına veryala / İşte sözün doğrusu.”  Bu dörtlükle kızcağızın  yüzü allak bullak olur. Zira kızın gönlü başkasındadır.

       “Pencereden bakıyosuy / Sevdiğine işmar çakıyosuy / Sende bu güzellik  vaken / Deliganlıları yakıyosuy “ Herkes, kaderine razıdır. Bu maniler hayat verir..

       Bartınlı, bu güzel adeyleri bırakalı 40 yılı aştı. Eskiden öyle miydi ya! Herkes, elinde sepeti,  kilimi, gazocağı ve nevaleleriyle akın akın Asma Mahallesinden yaya olarak 25 Kuyusu’na, ırmak kenarına giderdi. Ateşler yakılır, motor sefaları yapılırdı. Sazlar çalardı. Herkesler oynardı. “Biyago’lar, yeri göğü inletirdi.

       Ekmek elden, su göldendi. Hiç bitmesin dediğimiz bu eski günlerin adetleri, mazi oldu şimdi. Kimi maziler yürek yakardı. İşte onlardan biri:

“Ey sesimi duyanla / Estanyo’dan, Pandispanya’dan, Larnaka’dan / Sesimi duyanla / Kavşak Suyundan içenle / Aladağ’dan inmeyenle / Kırtepeden kız beğenenle / Aladağ’da eşek safarisi yapanla / Sesimizi duyuyo musuyuz? / Napıyonuz? / Eyi mi siyiz? / Deyven bakay, Nicedir hallar ?

Hey gidi eski Hıdrellezler / Köfteleri saralım yufkaya / Yanında yeşil soğanla / Bir de tere olursa / Yernilmez tadına / Doyamadık hala /

Hıdrellez günü / Çocukluğumuza bürünsek biyo / Kısa pantolonlarımızı giysek / Değnekten atımıza binsek / Anamızın hoşaf tasını / Zırh niyetine kafamıza geçirsek / Söğütten kamçımızı arada bir şaklatsak / Dıgıdı dıgıdı atımızı koştursak

Kızlara caka satsak / Kırtepe’lere çıksak / “Biyago’lar çeksek / Kendimize kız beğensek / Kendimizden geçsek / Hasan Bayrı’nın / “Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap”  şarkısı ile coşsak / Naralar atsak / Hey gidi eski günler desek / İç geçirsek

Hey gidi eski Hıdrellezler / Kafamız ırmak sefalarında / Erük’ün mayhoşluğu dudaklarımızda / Gönlümüz Kırtepeli’nin  dudağının ucunda / Çalsın plaklar desin: / “Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap”/ Diye diye / Oy anam oy / Deyven biyo / Deyven  bakay  / Ben bu hallerle / Abıhh nellere gidem…

Ört ki, ölem !