Haber: Halil TEKİN Bahar geldi bahar Yüreklerde heyecan var Bambaşkadır Bartın’da Bahar
A+ A-
15 Mart 2018 Perşembe 22:24:22
738 kez okundu.
Muzaffer CELLEK BARTIN Gazetesi ve MİLLİYET Internet Medyası Yazarı Bartın ‘ın Fahri Hemşerisi

Bahar geldi bahar. / Yüreklerde heyecan var, aşk var / Yurdumun dört bir köşesi / Verdiler el ele, / Ve de gönül gönüle / Çocuksu oldular birlikte / Baharı getirdik diye diye / Sevindiler nefes nefese.

       Atılan aşk okları, ko gitsin,  gittiğince / Bu saatten sonra, çağırmayalım geriye./ Her şey olsun gönlümüzce / Yeter ki sen iste

       Bahar, “aşk” demektir.

       Karadeniz’e  bahar, nazlı nazlı gelir. Kimi yerlerde ise, ayağını sürüye sürüye. Ege’ye de öyle.

       Buram buramdır. Dürüm dürümdür…Ilgıt ılgıt’tır esişleri. Mazinin kıvrımları arasına sürükler, sürükler. Getirip bırakıverir sizi... En çok da aşıkların başı neden döner bu mevsim? Tam mevsimidir de ondan. Karadeniz’de bahar, gelir gelir, ta gözbebeklerinize ilişir.

Baharla gelen aşklar ömürlüktür. Tadımlık değil. Gökten sevda yağar, pul pul.

       Bahar dallarının  çiçekleri; bu mevsim, pul pul gönlünüze yağar,  sevinçlere  boğar sizi. Bir nevi sizi kutsarlar, sevda toprağınızı kabartırlar. Sevdanızın bahar dalları, daha da  çiçeklensin, çoğalsın diye. mahsulü daha gür fışkırsın diye.

       Bahar geliyor bahar. Esasında gelen aşktır, sevdadır. “Al; beni, nakışlarla işle, aşk gergefine koy” demektir bu. Ama sevdalar, çerçevelenmez ki.

       Baharla gelen bu aşk paketini açarken, havalar çarpmasın sizi. Bahar sizi kucağınıza almışken, bu “sarmaş  dolaşın”  keyfini çıkarın. Öpün bahçenizin sarı zambağın beyaz teninden. Sevdiğinizin gönlünde izi kalsın diye.

       Bahar geldi bahar. Dağlar, taşlar, ovalar, kınalı taşlar, vadiler,  çiçekler, dağlarda meleyen kuzular da duysun, gelen bahardır, Gelen, baharla gelen aşktır. Yağsın üzerinize aşk    yağmurları. Bile bile olun sırılsıklam. Daha önce de demiştim:

       “Sen,
       Çiçeği köklerinde açan bir bitkisin.”Her yağmur, senin kokunu getiriyorsa, bil ki içinde biz varız. Ve yağmurlu bir günde, sana gelmeliyim. Gönlümün buğusu ile köklerine, inebilmeliyim. Gönlümün buğusunu,çiçeklerine içirebileyim.
O damlalarımla isterim ki, çiçek çiçek aç ve  çiçeklen”

       Aşklar çeşit çeşittir, bilirsiniz. “Yağmurla gelen aşklar da vardır.” Eşantiyon aşklar, ebruli aşklar, fıstıki, yanar döner aşklar, ahmak ıslatanı, sicim gibi yağanı vardır elbet. Bir de ipte kurutulmuş olanı ile, canınız istediğinde yağmurla gelen aşklar da vardır. Bunun adı, “kader”  yağmurcularıdır. Hep onlar yağdırırlar. Ha, bir de müstamel aşklar vardır ki,  bu, konumuz dışıdır

       Ta,  Canik Dağlarından, Toros’lara, Amanos’lardan Küre Dağlarına kadar duyulsun sesiniz. Havada bahar var bahar. Kalplerde sevda var sevda. Duysun bu sesinizi deniz dibi cinleri ve gökyüzünün melekleri.

     Unutma ! ” Baharda kuşlar söyleyecek, şarkımı ve aşkımı sana, güzel gözlerini sakın ıslatma.”

     Baharlar bir tılsımdır. Nedense, hep geldiği günler anlaşılır bu bilmece. Baharla gelen aşklar olduğu gibi, yağmurla gelen aşklar  da vardır. “İşte onlar, çıkarsız tutku, çıkarsız sevgidir. Ve bu karşılıksız sevgi, bir karşılıksız çek gibi düşmemeli gönüllerimize “

       Arılar vızıl vızıldır. Arılar mırıl mırıl mırıldandıkça, sevecen ruhlar yelpazelenir  Bahar çiçekleri, pul pul başınıza yağarken, bir hoş olursunuz.

       Genç kızlar, başında yazmaları,  avuçlarında kınaları,  kollarındaki takıları ile toplanırlar komşu bahçesinde. Ortada bir küp. Herkes küpe,  şahsi bir eşyasını atmıştır önceden. Küpedir, yüzüktür, mendil gibi.

       Niyetler çekilir Bartın’ın o geniş bahçelerinde şarkılı türkülü manili. Kimin eşyası çıkarsa küpten, o şarkı o mani onadır, ona söylenmiştir.  Ama sadece, sahibi bilir küpten çıkanı.

       “Garanfilin gurusu / Beni  başka yere veriyala / İşte sözün doğrusu”

       “Garanfil deste deste / Beni bubamdan iste / Bubam beni vermezse / Gır atı iyi besle “

       İşte eski Bartın’da bu küpçülük gözdeydi. Bir çok evlilikler, bu küpten çıkmıştır.

                                          &&&

       Bir de kelebekler vardır, baharla gelen. Çiçekten çiçeğe konarlar. Sevinçle, coşku ile kanat çırparlar bütün gün. Ama siz, öyle  sanırsınız. Esasında;  sevdiği çiçeğin, burnu dibinden ayrılmayanlar, sessiz çığlıkları ile sevdikleri güle, şarkılarını söylerler. Biz onları duyamayız. Onlar da aşık olurlar. Onlar da ağlarlar, göremeyiz. Ama biz biliriz ki, kelebekler ağlamaz. Onların kanat çırpmaları ses vermezler.

       Ama sevdikleri Japon gülü dertlidir.   Onlar da sevmiştir kelebeğini. Bir kelebeğin 24 saatlik ömrü olduğunu, sade ve sadece güller  bilir. Kelebek bilseydi, nasıl olurdu acaba? Bilmemeleri daha iyi mi sizce?

       İşte bu aşık kelebek, günü bitirmeden, toprağa düşecek.  Acaba, sevdiği gül bu sırrı niye saklar? Sevdiceği üzülmesin diye. Ama, gülün içini o an , bir vesvese kaplar. “ Bir dahaki bahara, aynı kelebek,  yine kendisine gelecek mi, sevdiğiyle buluşabilecek mi? Sevgisini tekrar gösterebilecek mi?

      İşte gül ve kelebeğin aşkları, her yıl böyle tekrarlanır. Ümitler, bir başka bahara kalır.

      Yeter ki güller ağlamasın. Gönüllerimiz, çiçek çiçek  çiçeklensin.

      Ve umutlar hep yeşil kalsın.